Archives

Kahvaltı Masası

kahvaltı

Bu kahvaltı sofrasını çok ama çok sevdiğim canım arkadaşım Emine’m için hazırlamıştım. Çok fazla çeşit yok ama biz zaten beraber olunca kahvaltıyı falan unutup muhabbete odaklanıp doyuyoruz:)

Çevremde çok insan var ama benim dostum, sırdaşım dediğim insan sınırlıdır. Her zaman şu düsturu benimsemişimdir; herkesle konuşurum ancak herkese güvenmem. Bu şu anlama geliyor; güvendiğim kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az ama bir o kadar da sağlam! Bu bir elin parmaklarını geçmeyecek kişilerden biri de benim can dostum Emine. Canım sıkkın olduğunda içimi rahatlatan, mutlu günümde benimle beraber aynı ölçüde sevinen, sırdaş, … ve daha pek çok güzel sıfatı ona yakıştırabileceğim nadir insanlardan. (Maşallah diyelim lütfen)

İşte böyle güzel bir dost için kurmuştum bu sofrayı. Menümüzde;

Ispanaklı tepsi böreği
Patatesli kahvaltı pizzası
Yoğurtlu karnabahar
Yoğurtlu havuç kızartması
Domates salatası
Kahvaltılıklar

Rabbim herkesi böyle güzel insanlarla karşılaştırsın. Amin…

Haydarpaşa-Kars Doğu Ekspresi+Doğuya Yolculuk

 

 Bundan tam 1 yıl önce hayatımda ilk defa uzun hatta upuzun bir tren yolculuğu yaptım. İstanbul’dan başlayıp Erzurum Horasan’a  uzanan bir yolculuk. Tam 2 gün sürdü. Muhteşem keyifli, maceraya açık bir yolculuk.

Kardeşim (Beyhan)in tayini Ağrı Doğubayazıt’a çıkınca eşim ben ve oğlum kardeşimi yerleştirmeye Ağrı’ya gittik. Bilenler bilir Doğubayazıt Türkiye’nin doğudaki son noktasıdır. Bu yolculuğu ilk önce uçakla yapmayı düşündük ama sonra eşim Haydarpaşa’dan Kars’a Doğu Ekspresi diye bir tren gidiyormuş. Bunu da bir düşünsek mi deyince hiç tren yolculuğu yapmayan ben büyük bir hevesle evet dedim. Gerçi bu yolculuğa ilk başta kardeşim biraz tereddüt etti ama sonunda o da istedi.

Eşim trende kuşetli vagon ayırttı. Bu şekilde ailelerin yolculuk yapması çok daha rahat. Küçük bir oda şeklinde olan bu vagon sadece size ait oluyor. Koltukları istediğiniz zaman yatak haline getirebiliyorsunuz.  Ayrıca trenin birde restoran kısmı var bu kısım çok temiz olmasa da çayınızı kahvenizi içip atıştırmak için ideal.  Tuvaletlerde fena sayılmazdı ama daha temiz olabilirdi:)

Biz sabah 7:00 da Haydarpaşa’dan trenimize bindik ve uzuuuun yolculuğumuza başladık. Sabah buz gibi olan havaya inat gayet neşeli başladı yolculuğumuz.  Bu arada aylardan Aralık yani kışın merhaba dediği ay:) Tren için evde hazırlıklar yapmıştım. Börekler, poğaçalar, sarmalar ve salatalık malzemeler. Şahane bir kahvaltı yaptık.  Restoranda çaylarımızı içtik. (dışarıdaki manzara eşliğinde yolculuk inanın çok zevkli)

Gece yarısı saat 12:30 – 01:00 civarı Yozgat Yerköy’de olduk. Annemler aslında Çorum’da oturuyorlar ama en yakın tren istasyonu Yerköy’de olduğundan kardeşimle orada buluştuk. Maaile kardeşimi yolcu etmeye gelmişlerdi. Annem, küçük kardeşim Derya, teyzemler, dayımlar,… Hepsiyle kısa bir kucaklaşmanın ardından Beyhan’ı da trene bindirip yolculuğumuza devam ettik. Beraber film izledik, yemek yedik, kahvaltı yaptık. İnanın bu kadar küçük bir odada böyle keyifli vakit geçireceğimi tahmin etmezdim. M. Nafi Yusuf’unda neşesi gayet yerindeydi. Teyzesiyle çok güzel eğlendiler. Gerçi yolculuğumuzun sonlarına doğru Nafi artık o trenden çıkamayacağımızı düşünüyordu ama çıktık Allah’a şükür:)

Yolculuğun en kötü kısmı kaloriferlerin Sivas’tan sonra çalışmamasıydı. Sabaha karşı titreyerek uyandım ve hemen oğlumu kontrol ettim zavallı küçüğüm buz tutmuştu resmen. Eşim yetkili birisiyle görüştü. Bizi yataklı vagona aldılar. O soğuktan sonra yataklı vagon kısmı dünyada kendimizi cennette hissettirdi:) Soğuktan kemiklerin donması böyle birşeymiş. Sıcakta yavaş yavaş çözüldüğümü hissettim:)

Veee ertesi gün akşam bizim için trende son nokta olan Erzurum Horasan’da indik. Ama Doğu Ekspresi Kars’a kadar olan yolculuğuna devam etti. Biz taksiye binip öğretmen evine gittik.  Bir gece orada konakladıktan sonra kahvaltımızı yapıp Ağrı Doğubayazıt otobüsüne bindik. Birkaç saat süren yolculuktan sonra Doğubayazıt’a vardık. Doğu ne de olsa buz gibidir düşüncesi vardı bizde ama Doğubayazıt beklediğimizin aksine iklim olarak Akdeniz iklimine daha yatkınmış.

Doğubayazıt’ta ilk önce bir otele yerleştik. Sonra gidip aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz yemeklerden yedik. Tadı damağımda kalan saç tava müthiş lezzetliydi.

 

3,5 kişi olarak bu saç tavayı 2 dakika gibi bir sürede yedik.  Yazının başındaki salata ise bol nar ekşili ve limonluydu. Tadına bayıldık.

 

Rendelenmiş salatalık ve süzme yoğurttan yapılan cacık. Üzeri kırmızıbiber ve zeytinyağıyla süslenmiş. Yine çok lezzetliydi. Bu arada size benden tavsiye böyle küçük yerlere gittiğinizde muhakkak esnaf lokantalarına gidin. Emin olan en lezzetli yemekleri onlarda yiyeceksiniz:)

 

Bu yumruk büyüklüğündeki köftenin adı abdigör köfte. İlginç bir geçmişi var bu köftenin. Merak edenler verdiğim linke bir göz atmalı. Ben  ve Beyhan çok beğenmedik  ama eşim beğendi. Yörenin en meşhur yemeğiymiş.

 

 

İşte tava kebabı. 10 üzerinden 10 veririm bu yemeğe. Tek kelimeyle MUH-TE-ŞEM-Dİ!

Etli, bulgurlu yaprak sarma, sarımsaklı yoğurtla beraber servis ediliyor. Bu da güzeldi ama çok suluyduuuuu:(

 

Böyle şahane bir yere gidip zaman kısıtlılığından dolayı gezemedik. Aslında gezilecek İshak Paşa Sarayı, Dünyanın en büyük ikinci Meteor Çukuru ve daha bir çok yer vardı. İnşallah başka sefere bol bol gezeriz.  Benden şimdilik bu kadar, hepinizi seviyorum!

 

 

 

Tatil Münasebetiyle Birazcık Yokum

Merhaba gönülleri güzel ve dost tanır takipçilerim,

Yine epeydir ortalarda yokum. Ama siz beni unutmayıp hep ziyaret etmişsiniz. Sağolun varolun.

Mailleriyle ve diğer tüm iletişim araçlarıyla halimi hatrımı soran, yokuğuma sitem eden, siteye daha çok yazı yazmam için kulaklarımı çekmek isteyen canlarıma çoook teşekkür ediyorum. Ama sizden birkaç güncük daha müsade istiyorum çünkü annemin yanına geldim. Ve bunun keyfini sonuna kadar sürmek istiyorum. Bilgisayara çok nadir giriyorum. Mümkün oldukça kardeşlerimle ve annemle vakit geçiriyorum.

Bu arada size anlatmak istediğim çok şey var. Hepsini ayrı ayrı yazacağım ama biraz çıtlatayım=) Suna DUMANKAYA ile muhteşem bir etkinlik gerçekleştirdik. Gerçi etkinliğe katılan arkadaşlar çoktan bu postu yayınladılar ama ben herzaman ki gibi assolist edasıyla sondan geliyorum=)

Bayramoğlu baklavalarından çok şeker bir davet geldi ama malesef tatilde olduğumdan katılamayacağım.

Aaaa birde muhteşem bir site keşfettim. Binbir organik. Bu site hakkında da ayrı bir post hazırlayıp sizi de bilgilendireceğim.

Ve Carte Dor Fabrika Gezisi’ne yine katılamadım. Aylin‘e de söylediğim gibi dondurmalı etkinlikler bana nasip olmuyor=( İnşallah bir dahaki sefere diyorum.

Şimdilik hepinizi kucaklıyorum,

Hoşçakalın.

Biraz Nostalji Biraz da Artvin Cağ Döner

 

Cuma günü eşim, oğlum ve ben, benim doğduğum yere Gemlik’e gittik.  Gemlik, nüfüsu çok kalabalık olmayan küçük, şirin ve yazlık bir ilçe. Anneciğimin evini yoklamaya hem de bir günlük bile olsa tatil yapmaya gittik.  Ne iyi yapmışız. Yıllar (17 yıl) sonra oraları gezmek bana hem dokundu hem de mutlu etti.

Babam emekli olduktan sonra Çorum’un Alaca ilçesine yerleştik. Babam o zamanlar bütün akrabalar orada diye bizi de alıp Alaca’da yeni bir düzen kurmuş. Hatırlıyorum zor olmuştu alışmamız… Evi Alaca’ya taşırken arabada, babama; orada deniz var mı diye sormuştum. O da gülerek; yok kızım orada deniz yok ama akrabalarıızın çoğu orda demişti. Çok ağlamıştım, ben deniz olamayan bir yere gitmem diye:) Sevemeyeceğimi düşünüyordum, velhasıl öyle de oldu. Sevemedim hiç, sadece sevdiğim insanlar orada diye mutlu oldum. Taşındıktan birkaç sene sonra babacığım vefat etti. Daha 47 yaşındaydı… Her ölüm erkendir ama babamın ki sanki çok daha erkendi…

Sonrasında annemin, babamı kaybetmenin üzüntüsüyle geçirdiği depresyon. Uzun yıllar süren ilaç tedavileri ve bol bol sıkıntı… Yaradandan geldi deyip hep sabrettik. Ama annem son birkaç yıldır çok daha iyi. Kendini epey toparladı. Biz bu haline bile şükrediyoruz en azından başımızda, başımız sıkıştığında herkesin ilk annesine koştuğu gibi biz de ona koşuyoruz. Canım benim… İyiki varsın, iyiki yanımızdasın…

 

Neyse efendim ben uzun zaman yazmıyorum ama bir de yazmaya başlayınca böyle çenem düşüyor. Hımmm ben Gemlik diyordum dimi:) Dostlar oraya yolunuz düşerse Artvin Cağ Döner yemezseniz çok büyük bir nimeti kaçırırsınız. Etten az buçuk anlarım ve her eti yiyemem. Bu döner için etler hayvanın en lezzetli yerlerinden seçiliyormuş. Muhteşem birşey. Yediğimiz lokanta küçük bir esnaf lokantası ama geleni gideni hiç eksik olmuyor. Döneri küçük güveç tabaklarında servis ediyorlar. Yanına da salata ve buz gibi ayran. Tek eksi yanı ayranları keşke yayık ayranı olsa. Öylesi daha bir makbul olmazmıydı? Ama yemeğe başlayınca ayran, salata falan düşünecek haliniz de kalmıyor:) Ben yukarıdaki yemeği yedikten sonra düşündüm bu ayrıntıyı:)))

İlçenin öğretmen evinde kaldık.  Yeni restore edilmiş, boya kokusu  bile hala içinde olan tertemiz bir mekan.  Denize sıfır bir manzara ve bu manzara eşliğinde yediğimiz harika bir akşam yemeği ve kahvaltı. Yemeğin fotoğrafları yok ama kahvaltı tabağımı çektim. Yemek söz konusu olunca gözüm dönüyor, fotoğraf çekmeyi unutuyorum:))

Gün içerisinde annemin evini dolaşıp camlara kiralık yazıları astık, birkaç ufak tefek iş hallettik. Aşırı sıcaktan bayılma noktasına gelen bünyelerimizi buz gibi soğuk sularla ayılttık:) Ama yine de nefis bir gün geçirdiğimize karar verdik ve en kısa zamanda yeniden gelmenin planlarını daha oradayken yaptık…

İşte bu kadar. Uzun bir yazı oldu ama nasıl bağlayacağımı bilemedim affınıza sığınarak Canan kaçar diyorum ve hepinizi çok seviyorum…

Karaca Marifetli Set Etkinliği

Bundan iki hafta önce Mutfak Sanatları Akademisi‘ne davetliydik. Karaca‘nın yeni tasarımı Marifetli Set’i  gördük, denedik ve çooook beğendik. Bu ürün yemeklerimizi yaparken ve yemek sonrası bulaşık yıkarken çok yardımcı olacak. Yemek yaparken, reklamlarda da söz edildiği üzere 25 dk da 4 çeşit  yemeği aynı anda pişirebiliyorsunuz. Yemek sonrasında da tencereleri şöyle bir sudan geçirdikten sonra hoooop bulaşık makinasına atıyossunuz. İşte bu kadar kolay.

Veee düdüklü tencere kullanmaktan ürken varsa size müjdeeee! Marifetli setin düdüklü tenceresini kullanmak çok kolay.  Tencerenin üzerindeki 2 düğmeyle bu işi hallediyorsunuz.

Mekandan tasarrufu da söylemeden geçemeyeceğim. Üst üste geçen 3 tencere sayesinde 1 tencerelik yer kaplıyor. Bu da mutfağı küçük olanlar için çok büyük avantaj.

  

O pazar o kadar keyifli vakit geçirdim ki tadı damağımda kaldı:)  Müge Abla ve dahilindeki bütün blogcu arkadaşlarla inanılmaz eğlendik.

 

Yukarıda gördüğünüz mekan bizlerin yemeklerini hazırlayıp sonrasında afiyetle midelere indirdiğimiz yer.

Çok güler yüzlü ve samimi.

Beklenen an işte bu! Karşınızdaki bebek Marifetli Set olup büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öper:) Üst üste geçmiş 3 tencere ve 1 de düdüklü. Tasarıma hayran kalmamak mümkün değil. Kapaklar diğer tencerelerle de uyumlu. Ayrıca fritöz olarakta kullanılıyor. Çok fonksiyonlu bir ürün. Tereddüt edenlar varsa pişman olamayacağınıza garanti verebilirim.

3’lü setin en altında pişen kış çorbamız. Çok lezzetli olmuştu. Sık sık yapılası olanlardan.

Benim ayıla bayıla yediğim cacıklı makarna. Bu makarna çorba tenceresiniz üzerine geçen delikli tencerede, çorbanın suyuyla pişti. Ekstra lezzet ve şifa.

 

Bu mantarlar da en üstte sadece buharla pişti. İçinde tavuk, kırmızı biber ve baharatlar var. Üstünde de rende kaşar.

Son olarak da düdüklü tencerede 25 dk da pişip, lokum gibi olan türlümüz. Nefis birşeydi.

Bu organizasyona bizi davet eden Müge Abla.  O kadar tatlı bir hatun ki hepimizle tek tek ilgilendi. Gözlerinin içi gülüyor. Onu gerçekten çok seviyorum. Bekarken çok sık görüştüğümüz ve gönülden sevdiğim bir Firdevs Abla’m vardı.  Ama araya mesafeler girince eskisi kadar görüşemez olduk. İşte Müge Ablayı ona çok benzetiyorum. Yüz olarak neredeyse aynılar. Onunla konuşurken özlem gideriyorum.

Tekrar herşey için çooook teşekkür ederim.

Müge Abla’nın elleriyle hazırladığı vişneli pasta.  Bizim bey o kadar beğenmiş ki gelene kadar ondan pastanın ne kadar taze ve kremasının ne kadar lezzetli olduğunu dinledim. Ellerine sağlık Müge Hüner.

Sinangil Unları

Unların fotolarını galiba en geç ben yayınlıyorum. Sinangil Unlarına çok teşekkür ederim. Bu unlara benden çok kayınvalidem sevindi. O herzaman Sinangil unlarını kullanır. Bense başka bir markayı tercih ederdim. Ama bu unlardan ekmek ve kek yaptım çok iyi sonuç aldım. Kalitesine deneyip bizzat şahit oldum.

Gelen koli neredeyse 1 aydır fotoğraflarının çekilip sitede yayınlanmasını bekliyor. Eee site sahibi benim gibi bir tembel olursa bu koli 1 ay bekler:)

Bu arada galiba H1N1 virüsü bizim aileyi de şöyle bir silkeledi:( Evet gerçekten… Eşim neredeyse 2 haftadır işe gidemiyordu. Ateş, yorgunluk, halsizlik ve artık dayanamayıp onu doktora götürecek kadar şiddetli eklem ağrıları… Doktor virüs için test istedi ve eşim Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. Doğrudan test yapmıyorlarmış ilk önce muayene ettiler. Oradaki doktor büyük ihtimalle bu hastalığa yakalandığını ama atlattığını söyledi. Direç artırıcı ve soğuk algınlığı ilaçları verdi. Geçen Hansa nın sitesinde de yazdığım gibi insan başına gelmeyince anlamıyor. Hastalık size bu kadar yakın olunca ondan korkunuz da o denli azalıyor. Ama Allah’a çok şükür atlattı.

Eşime bu virüsün bulaştığını duyunca Canan evlere sığamadı doğal olarak. Çünkü benim ufaklık neredeyse 1 aydır aralıklarla hastalanıyor. Gerçi sürekli doktora götürüyoruz ama böyle bir durumla karşılaşınca insanda şok etkisi yapıyor.Neyse, Nafi’yi aldığımız gibi doktoruna götürdük. Doktorumuz da oğlumun bu virüsü almış olabileceğini söyledi. Tabi ben yüzüm kireç bir şekilde doktorun dediklerini dinledim. Allah razı olsun içimi çok rahatlattı. Bu virüsün normal grip salgınından bir farkı olmadığını, evde dinlenerek ve vitaminlerle bu rahatsızlığı atlatabileceğimizi söyledi. Tvde, gazetelerde verilen ölüm haberlerinin ne kadar insanları korkuttuğunu aslında normal grip vakalarından günde bilmem kaç kişinin hayatını kaybettiğinden bahsetti. Böyle bir haberle iç rahatlar mı? Benimki rahatladı vallahi. Bugün oğlum çok daha iyi. Ama yine de çok az yemek yiyor. Hatta hç yemiyor, sadece süt içiyor:(  Nasıl zayıfladı yavrum benim:( Onu n yemek yemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Vallahi yapmadığımız şaklabanlık kalmadı desem yeridir. 2 dakikada bir annecim acıktın mı diye soruyorum.  o da inatla hayıyyy! diyor.Eeee ne olacak çocuğun yiyeceği varsa da yemez. Ama annecim zamanında hep söylerdi sen anne olunca anlayacaksın da ben göremem derdi. Canım annecim ne doğru söylemişsin. Ama bu durumu Allah’a bin şükür sen de görüyorsun:) Küçükken ısrardan ben de hiç hoşlanmazmışım:)

Neyse, Teyzeleri, oğluma due edin de bir an önce iyileşsin…

Fethi Paşa Korusu

 

Bundan 15-20 gün önce havaların güzel olduğu bir haftasonu eşim, oğlum ve ben Fethi Paşa Korusu’na gitmiştik. Çok güzel bir mekan. Yeşilliklerle bezeli. Tabi birazcık yer bulma problemi yaşayabilirsiniz. Hava güzel olduğu zaman insanlar oraya akın ediyorlar.

Koru’nun işletmesi belediyeye ait. Bunu söylememin nedeni canınız birşey istiyorsa çekinmeden ( fiyat konusunda ) alıp yiyebilirsiniz. Mesela biz 1 kumpir+ patates kızartması+ et döner+ ayran+ meyve suyu+ 4 çay ve 2 tane suya sadece18 TL ödedik.

Karşıda oturmamıza rağmen sırf Fethi Paşa Korusu’na gitmek için her hafta sonu yola çıkabilirim.

Bebeğim 1 Yaşında

 

Yine böcüğü boşladım. Ama yazamamamın bu sefer ciddi sebepleri var. Ailecek gribiz. Daha doğrusu ilk ben hastalandım ardından oğlum, görümcemin kızı, görümcem ve onun eşi. Son olarakta bizim bey:( Resmen hastalıktan kırılıyoruz. Biz büyükler yine az çok idare ediyoruz ama çocukların dayanması daha zor oluyor.

Birde ortalık domuz gribi kaynıyor. En ufak bir ateşlenmede telaşlanıyoruz. Geçen gece 1 de Nafi’yi Cerrahpaşa’ya götürdük. İçeri girdim ve şok oldum. Acilin kapsının önü tıklım tıklım. Herkesin ağzında maske. Korkudan çocuğu içeri sokmadan geri eve getirdik. O gece sabaha kadar uyumadı. Ateşler içinde yandı . Gerçi şimdi de pek farklı değil ama  ilaçlarını düzenli verip hastalığının geçmesini ümit ediyorum.

Kaç gündür hastalıkla uğraşmaktan siteme bakamadım. Benim güzel böcüğüm 1 yaşına gelmişşş:) Amanında amanın büyüyo mu ne:)

Zat- i alileriyle bir bebek hassasiyetinde ilgilenmek gerekiyor. Annesi olarak ben, elimden geldiğince çaba sarfediyorum ama bazı geçiş dönemlerinde ihmale uğradığı doğrudur. 

Bundan bir yıl evvel size ilk selamımı vermiştim. İyiki de vermişim. Hayatımda siz blogcu arkadaşlarım ve okurlarımın ciddi bir yeri var. Hepinizi kendi ailemden biriymiş gibi seviyorum.  Ne kadar abartıyor demeyin gerçekten öyle. Kalp kalbe karşıdır derler ya sizin de beni sevdiğinizi biliyorum ve bununla çok mutlu oluyorum.

Bu site bana çok şey kattı. En başta bir sürü tabağım çanağım oldu:) Sanki hiç yoktu:)

Güzel ve samimi arkadaşlarım oldu. Envai çeşit yemek , pasta, kurabiye, tatlı öğrendim. Hala da öğrenmeye devam ediyorum.

Böcükle uğraşmak biraz da terapi gibi geliyor.  Dünyanın sıkıntılarından sıyrılıp bir müddet rahatlıyorum. O da bana çok iyi geliyor. Aslında daha birçok şey sayabilirim. Fakat ocakta ıhlamurum var. Oğluma ve eşime birer fincan içirceğim şifa niytine. İnşallah bir an önce iyileşirler. Dualarınızı rica ediyorum.

Hepinizi çok seviyorum.

Nazlı bebeğim bidenecik böcüğüm iyiki varsın…

Veee Tamek Yemek Yarışması Sonlandı

Yarışamyla ilgili söyleyebileceğim çok fazla şey yok. Final beklediğimden çok farklı oldu. 4. oldum. Ama size şu kadarını söylemek istiyorum. Ben yemeğimden emindim yani lezzeti ve sunumu konusunda. Ama napalım nasip değilmiş. Finaldeki bütün arkadaşları tebrik ediyorum.

Aslında özellikle tebrik etmem gereken birileri daha var ama başka türlü tebrik! Şimdi hak hukuk mevzularına  girmek vardı ya! Hiç girmeyeyim yoksa sinirlerim tavan yapıyor. Vesselam önemli olan yarışmaya katılmaktı deyip burada nokta koyayım:)

Hoşçakalın