Baklava Yufkasından Patatesli Kol Böreği

Bayramda baklava yufkasından tarçınlı bülbül konağı ve bülbül yuvası yapmıştım. Ama fotoğraf çekmeye erindiğimi ve hiç birini size gösteremediğim için sonradan pişman olduğumu anlatmıştım. Size hazır baklava yufkasından kol böreği yaptığımı söyledim. Hem de tepside fotoğrafı bile var:) Kesilmiş halini yakalamaya fırsatım olmadı. Börek dilimlendi ve tavşan kanı çaylarla midelere bayram ettirdi. Müthiş birşey şu yufkalar. Baklavalık olanla herşeyi yapabilirsiniz. (Mantı, tatlı, börek.vs,…)

Aslında börek öyle yumuşak falan değil. Çıtır çıtır, yerken o sesi duymak ve hissetmek lazım:) İçi bol patates ve kaşar. Tabi dereotu da var.

Tarif Sofra Dergisinin Aralık ayından. Ben biraz değişiklik yaptım.

Malzemeler

  • 20 tane baklavalık yufka
  • 5 tane patates
  • 2 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri (1 su bardağı kullandım)
  • Yarım demet dereotu
  • 1 çay kaşığı karabiber, kimyon
  • 100 gr tereyağı
  • 1 tane yumurta
  • Tuz

Yapılışı

  1. Harç için patatesleri haşlayıp kabuklarını temizledikten sonra rendeleyin. Kaşar peyniri, yumurta akı (sarısını üzerine sürmek için ayırın), kıyılmış dereotu, karabiber, kimyon ve tuzu ekleyip karıştırın.
  2. 4 tane baklavalık yufkayı üst üste tezgahın üzerine serin. Harcı beş parçaya ayırın. İlk parçayı yufkanın ucuna koyup sıkı olmayacak şekilde rulo yapıp sarın.
  3. Kalan yufkaları da aynı şekilde hazırlayın.
  4. Yağlanmış fırın tepsisinin ortasından başlayarak yufkaları yerleştirin. Üzerine kızdırılmış 100 gr tereyağını gezdirin.
  5. Yumurta sarısını çırpıp böreğe sürün ve 170C fırında kızarıncaya kadar pişirin.

NOT: Sıcak sıcak kesip servis yapın.

Mantar Salatası


 

Lezzetli bir salata tarif arıyorsanız bunu bir deneyin derim.

Malzemeler

  • 1 paket kültür mantarı
  • 1 tane limon suyu
  • 1 demet dereotu
  • 1 tane kuru soğan
  • 1 demet maydanoz
  • 5 tane kornişon turşu
  • 1 su bardağı konserve mısır

Salata Sosu İçin

  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • 1 çay kaşığı hardal
  • 1 tane limon suyu
  • 1 çay kaşığı tuz

Yapılışı

  1. Mantarları bol suda iyice yıkayın. Uzunlamasına doğrayın.
  2. 6 su bardağı sıcak suyu bir tencereye koyup üzerine 1 limon sıkıp 1 çay kaşığı da tuz atın. Su kaynamaya başlayınca doğradığınız mantarları suya atıp 7-8 dakika haşlayıp süzün. Mantarların soğumasını bekleyin.
  3. Dereotu, kuru soğan ve maydanozu ince ince kıyıp soğuyan mantarların üzerine ilave edin.
  4. Turşuyu küçük küpler şeklinde doğrayıp salataya katın. Son olarakta konserve mısırları salataya katıp harmanlayın.
  5. Sosu için, zeytinyağı, dövülmüş sarımsaklar, tuz hardal ve limon suyu bir kaseye konulup çırpın. Sos pürüzsüz bir kıvama gelince mantarların üzerine gezdirin.
  6. Salatanın kenarlarını soyup halka halka doğradığınız havuçlarla servis yapabilirsiniz.

Hindistan Cevizli Tropik Aromalı Kek

Bir bayramı daha geride bıraktık. Bayramların en güzel yanı ailelerin, eşlerin, dostların bütün sevenlerin bir araya toplanıp hasret gidermeleri. Kurbanlar kesildi, tatlılar yenildi ve sevenler bayram sofralarında buluştu. Eeee ben naptım tabiki herzaman yaptığım gibi ne bayramda yaptığım bülbül konağını fotoğrafladım ne de size bahsettiğim bayram sofralarını çektim. Yaa bir insan bu kadar mı eringeç olur? Sofra hazır ama ben makinayı yerinden alıp çekmeye üşendim:( Bir daha ki bayrama inşallah:)

Rabbim kurban kesenlerin kurbanını kabul etsin. Kesemeyenlere inşaallah bir daha ki bayrama kesmeyi nasip etsin.

Efendim ben bayramda lezzetli mi lezzetli bir tepsi bülbül konağı yaptım ancak resim yok. Tabi resim olmadan tarif yayınlamama prensibime uyarak, bülbül konağını tekrar yapıp fotolayana kadar sizi bekleticiğim.

Bayramdan önce Sinangil Unları’yla yaptığım tropik aromalı, hindistan cevizli kekle idare ediverin:) Yaa arkadaş bir yemek ve pasta sitesi sahibi olarak kekunları kullanmayı pek uygun görmüyordum. Hani artistim ya, bana göre kekunu kullanmak kolaya kaçmak-dı. Yani di li geçmiş zaman.  Artık öyle düşünmüyorum. Adamlar yapmışlar işte çatlak mısın kızım sen ne uğraşacaksın hindistan ceviziyle ,kabartma tozuyla, vanilyayla? Dimi ama! Çok ta kolaya kaçmak değil hani. Yine yumurtayı koyup, mikserle çırpıyorsun:)  O da kendi çapında bir zorluk…:)

Görmüş olduğunuz fos fos kabarmış, yumuşacık ve aromasıyla insanı cezbeden kekin tarifi burada;

Malzemeler

  • 340 gr Sinangil hindistan cevizli tropik aromalı kekun ( 2,5-3  su bardağı)
  • 265 gr toz şeker (1,5 su bardağı)
  • 100 gr yumuşak margarin
  • 3 tane yumurta (oda sıcaklığında)
  • 150 ml süt(oda sıcaklığında)
  • Yarım su bardağından daha az sıvıyağ(oda sıcaklığında)

Yapılışı

  1. Şekeri ve yumurtayı kabarıncaya kadar iyice çırpın. Daha sonra üzerine diğer malzemeleri ilave edip 3-4 dakika daha çırpın.
  2. Kalıbınızı yağlayıp hamuru kalıba dökün ve önceden ısıtılmış 160C fırında 40-50 dakika pişirin.(Tabi kürdan testini unutmayın)
  3. 10-15 dakika sonra kalıptan çıkartıp soğuyuınca dilimleyin. (Sıcakken kalıptan çıkarmaya çalışırsanız kek parçalanır. Aynı sonucu kek iyice soğuyunca da yaşayabilirsiniz. İdeal olan ılıkken kalıptan çıkarmaktır.

Türk Usulü Tiramisu

 

Resimde gördüğünüz bebeği vaktin birinde çok sevdiğim bir komşumuza ev ziyarretine giderken götürmüştüm.  Tanıştırayım efendim zat-ı alileri tiramisu olurlar. Hem de Türk kahveli. Vallahi siz ister tiramisu deyin ister demeyin benim o zaman evimde granül kahve (nescafe) olmadığından türk kahvesiyle yapmak mecburiyetinde kaldım. Bence çokta yakıştı. Yiyenler bayıldılar. 2 dilim yemeyen yoktu. Yani o kadar söylüyorum:)

 

Yaa birde fotoğrafları çekerken şu fon işini tutturabilirsem herşey on numara olacak. İlk resimdeki fonu görüyorsunuz. Vallahi beni bilmeyen olsa bu kız hiç ütü yapmıyor diyecek:( Neyse ya! Siz boşverin fotoğrafın altını üstünü, kendine bakın. Lezzetli mi? Bence on numara. Tamamdır!

Malzemeler

  • 1,5 paket kedidili bisküvi
  • 1 paket labne peynir
  • 500 ml süt
  • 2 yumurta
  • 3 çorba kaşığı un (dolu dolu)
  • 2 çay bardağı tozşeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 yemek kaşığı Türk  kahvesi ( tepeleme)
  • 1 su bardağı ılık süt
  • Kakao

Yapılışı

  1. İlk önce krema hazırlanır. Sütü, unu, yumurta ve şekeri bir tencerede kaynayana kadar sürekli karıştırın. Kaynamaya başladıktan sonra ocağın altını iyice kısıp 5 dk daha karıştırın. Koyu kıvamlı bir krema elde edeceksiniz. Bu süre sonunda 15 dk kremanın soğumasını bekleyin. Çabuk soğuması için ara ara karıştırın.
  2. Soğuyan kremanın içine labne peyniri ve vanilyayı ekleyip hızlı bir şekilde kremayla iç içe geçmesini sağlayın. Bu aşamada dilerseniz mikser de kullanabilirsiniz.
  3. 22 cm kelepçeli kalıbınızın altına düz  ve kalıptan haha büyük bir tabak yerleştirin.
  4. Kahve ve 1 su bardağı ılık sütü karıştırın.  Kedidili bisküvileri bu karışıma batırıp hemen geri çıkarın. Eğer çok fazla ıslatırsanız bisküviler dağılabilir. Islattığınız bisküvileri kalıbın tabanına yerleştirin. Yuvarlak olması için bisküvileri kırabilirsiniz.
  5. 1 kat dizdikten sonra üzerine kremanın yarısını döküp yayın. 2. kata da bisküvileri aynı şekilde ıslatıp dizin ve tekrar kremeyı yayın.
  6. Hazırladığınız pastayı dolaba kaldırıp 5- 6 saat dinlendirin. Bu süre sonunda dolaptan çıkartıp kelpçeyi nazik bir şekilde açın. Eğer açmakta güçlük çekiyorsanız kenarlarını bıçakla kesip çıkartabilirsiniz.
  7. Kalan kedidillerinizin altından biraz kesip pastanın etrafına yapıştırın. Son olarak bir kurdeleyle tiramisuyu bağlayıp bisküvileri sabitleyin.
  8. Servis yapacağınız zaman üzerine bolca kakao eleyin.
  9. Yiyenler tadına doyamayacak!

Öğretmenim Canım Benim

Millet Mektepleri’nin açılışı ve Atatürk’ün başöğretmen olarak kabul edildiği tarih 24 Kasım. Yani bugün.  Bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

Tabi en başta bizim birtanemizin, ortanca kardeşim Beyhan’ın öğretmenler gününü kutluyorum. Alah’ım Allah’ım bu kız ne zaman büyüdü de öğretmen oluyor. Zaman su gibi akıp geçiyor gerçekten. Küçükken yaptığımız kavgalar, kıskançlıklar aklıma geliyor da Beyko’nun öğretmen olduğuna bir türlü kendimi inandıramıyorum. Sanki hala çocuk ve hiç büyümemiş gibi geliyor. Ama görünen köy kılavuz istemez sen nasıl büyüdüysen iki kardeşin de  öyle büyüdü ve birer genç kız oldular.  Neyse efenim buradan bütün tükürüklerimi üzerlerine yağdırıyor ve bin maşallah diyorum:)

Patatesli ve Banyolu Enfesss Bir Börek

 

Geçenki yazılarımda da bahsettiğim gibi H1N1 virüsüne yakalandık. Ama Allah’a şükür yavaş yavaş atlatıyoruz. Eşim 2 hafta ardan sonra işe başladı. Oğlumun keyfi yerinde. Hatta fazlasıyla yerinde:) Zibidi, kendine geldi ve ilk iş olarak evi dağıtma, annesinin özenle düzelttiği dolapları boşaltma operasyonlarına başladı bile:) Ama annesi bu haşerelikten hiç rahatsız değil, çünkü miniği kendine geldi çok şükür. İştahı da eskisi gibi olmasa bile azıcık açıldı. Mesela sabah iki dilim kek yedi. Açık bir bardak çay bile içti.

Ev ahalisinin hasta olduğunda herkeste olduğu gibi bizde de yemek zorla yeniyor. Ben de madem yemek yenmiyor, en iyisi hamur işi yapmak deyip kendimi mutfağa attım. Bizde böreğe, çöreğe kimse hayır diyemez. Bunu bildiğimden içi bol patatesli, dışı çıtır çıtır ve hatta milföyü anımsatacak kadar lezzetli ve çıtır bir börek yaptım. Size bu harika şeyi şiddetle tavsiye ediyorum.

Malzemeler

  • 6 tane yufka
  •  1 paket margarin
  • 5-6 tane büyük patates
  • 1 büyük soğan
  • 1 yemek kaşığı salça
  • Tuz, karabiber
  • Sıvıyağ
  • 2 yumurta sarısı
  • Üzerine bol susam

Yapılışı

  1. İlk öne iç harcı hazırlayın. Patatesi yumuşayıncaya kadar kaynatın. Kabuklarını soyup ezin. Bir tencereye az bir miktar sıvıyağ koyup soğanı soyun ve yemeklik doğrayın. Yağın içinde soğanları 1-2 dakika kavurun. Salçayı ekleyin ve ardından patatesleri ilave edip karıştırın. Salça, soğan ve patatesler iyice birbirine geçince tuzu ve karabiberi atıp tekrar karıştırın. Ocağın altını kapatıp harcın soğumasını bekleyin.
  2. Margarini eritin. Yufkanın ilkini tezgaha serin. Üzerine eritmiş olduğunuz margarinden 3-4 kaşık her tarafına serpin. Fırça yardımıyla yufkanın her yerini yağlayın. İkinci yufkayı da birincinin üzerine serin. Tekrar yağlayın.
  3. İki kat yufkayı tıpkı sigara böreğindeki gibi 8 parçaya bölün. Eğer yufkalarınız çok büyükse 8 yerine 16 parçaya da bölebilirsiniz.
  4. Her parçanın enli kısmına patatesten 2 yemek kaşığı koyup , kenarlarını içe katlayıp sarın. Bütün yufkalara aynı işlemi uygulayın.
  5. En sonunda bütün börekleri bir tepsinin içine sıralayın ve üzerlerini geçecek kadar su döküp ıslanmalarını sağlayın. Börekleri 1-2 dakika su dolu tepside bekletin. Sonra başka bir tepsiyi hafifçe yağlayın. Suyun içindeki böreklerin suyunu elinizle sıkarak yağladığınız tepsiye dizin. Buzuğa kaldırın.
  6. 1 saat sonra buzluktaki börekler donmuş olacaktır. Bunları yağlı kağıt serdiğiniz bir başka tepsiye dizip çözülmelerini beklemeden yumurta sarısı sürüp susam serpin. 200C fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Ilık yemenizi tavsiye ederim.

NOT: Eğer yapmış olduğunuz börekler fazla geldiyse buzlukta donan börekleri buzdolabı poşetlerine doldurup, yeniden buzluğa atın. İhtiyacınız olduğunda ya da canınız ne zaman isterse çözülmesini beklemeden fırına atın.

Sinangil Unları

Unların fotolarını galiba en geç ben yayınlıyorum. Sinangil Unlarına çok teşekkür ederim. Bu unlara benden çok kayınvalidem sevindi. O herzaman Sinangil unlarını kullanır. Bense başka bir markayı tercih ederdim. Ama bu unlardan ekmek ve kek yaptım çok iyi sonuç aldım. Kalitesine deneyip bizzat şahit oldum.

Gelen koli neredeyse 1 aydır fotoğraflarının çekilip sitede yayınlanmasını bekliyor. Eee site sahibi benim gibi bir tembel olursa bu koli 1 ay bekler:)

Bu arada galiba H1N1 virüsü bizim aileyi de şöyle bir silkeledi:( Evet gerçekten… Eşim neredeyse 2 haftadır işe gidemiyordu. Ateş, yorgunluk, halsizlik ve artık dayanamayıp onu doktora götürecek kadar şiddetli eklem ağrıları… Doktor virüs için test istedi ve eşim Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. Doğrudan test yapmıyorlarmış ilk önce muayene ettiler. Oradaki doktor büyük ihtimalle bu hastalığa yakalandığını ama atlattığını söyledi. Direç artırıcı ve soğuk algınlığı ilaçları verdi. Geçen Hansa nın sitesinde de yazdığım gibi insan başına gelmeyince anlamıyor. Hastalık size bu kadar yakın olunca ondan korkunuz da o denli azalıyor. Ama Allah’a çok şükür atlattı.

Eşime bu virüsün bulaştığını duyunca Canan evlere sığamadı doğal olarak. Çünkü benim ufaklık neredeyse 1 aydır aralıklarla hastalanıyor. Gerçi sürekli doktora götürüyoruz ama böyle bir durumla karşılaşınca insanda şok etkisi yapıyor.Neyse, Nafi’yi aldığımız gibi doktoruna götürdük. Doktorumuz da oğlumun bu virüsü almış olabileceğini söyledi. Tabi ben yüzüm kireç bir şekilde doktorun dediklerini dinledim. Allah razı olsun içimi çok rahatlattı. Bu virüsün normal grip salgınından bir farkı olmadığını, evde dinlenerek ve vitaminlerle bu rahatsızlığı atlatabileceğimizi söyledi. Tvde, gazetelerde verilen ölüm haberlerinin ne kadar insanları korkuttuğunu aslında normal grip vakalarından günde bilmem kaç kişinin hayatını kaybettiğinden bahsetti. Böyle bir haberle iç rahatlar mı? Benimki rahatladı vallahi. Bugün oğlum çok daha iyi. Ama yine de çok az yemek yiyor. Hatta hç yemiyor, sadece süt içiyor:(  Nasıl zayıfladı yavrum benim:( Onu n yemek yemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Vallahi yapmadığımız şaklabanlık kalmadı desem yeridir. 2 dakikada bir annecim acıktın mı diye soruyorum.  o da inatla hayıyyy! diyor.Eeee ne olacak çocuğun yiyeceği varsa da yemez. Ama annecim zamanında hep söylerdi sen anne olunca anlayacaksın da ben göremem derdi. Canım annecim ne doğru söylemişsin. Ama bu durumu Allah’a bin şükür sen de görüyorsun:) Küçükken ısrardan ben de hiç hoşlanmazmışım:)

Neyse, Teyzeleri, oğluma due edin de bir an önce iyileşsin…

Fethi Paşa Korusu

 

Bundan 15-20 gün önce havaların güzel olduğu bir haftasonu eşim, oğlum ve ben Fethi Paşa Korusu’na gitmiştik. Çok güzel bir mekan. Yeşilliklerle bezeli. Tabi birazcık yer bulma problemi yaşayabilirsiniz. Hava güzel olduğu zaman insanlar oraya akın ediyorlar.

Koru’nun işletmesi belediyeye ait. Bunu söylememin nedeni canınız birşey istiyorsa çekinmeden ( fiyat konusunda ) alıp yiyebilirsiniz. Mesela biz 1 kumpir+ patates kızartması+ et döner+ ayran+ meyve suyu+ 4 çay ve 2 tane suya sadece18 TL ödedik.

Karşıda oturmamıza rağmen sırf Fethi Paşa Korusu’na gitmek için her hafta sonu yola çıkabilirim.

Arnavut Ciğeri

 

Bundan birkaç yazı evvel eşimin kızkardeşinin müthiş lezzetli arnavut ciğeri yaptığını söylemiştim. Sağolsun siteden bunları duyunca o akşam ciğer yaptı. Hem de ne ciğer. Ben bu zamana kadar bu nimeti böyle güzel yapan görmedim. İnsanın el farkı oluyor. Aynı ciğeri ben yapsam eminim onun ki kadar güzel yapamam. Neyse efenim ben size bu ciğerin yanında turşu ve sade pirinç pilavı tavsiye ediyorum.

Bu arada yeniden grip oldum. Vatana millete hayırlı olsun:( Yarabbi hastalıktan kurtulamıyoruz. Gerçi Allah’a çok şükür sadece gribiz. Yani inşallah öyleyizdir.

Malzemeler

  • 1 kg kuşbaşı doğranmış dana ciğeri
  • 1 su bardağı un
  • 4 tane patates
  • 5-6 tane sivri biber
  • 2 baş büyük soğan
  • Tuz, kırmızıbiber
  • Bol sıvıyağ

Yapılışı

  1. Mutfak tezgahının üzerine 3 kat gazete serin. Ciğeri gazetenin üzerine yayın. 1 su bardağı unu her tarafına serpip karıştırın.
  2. Kızartma tenceresine bol sıvıyağ dökün ve ciğeri 2 sefer de kızartın. 5-6 dakika da pişiyor.
  3. Patatesleri soyup minik küpler halinde doğrayıp kızartın. Biberi de küçük parçalara bölüp kızartın.
  4. 2 tane soğanı piyazlık doğrayıp ciğerin üzerine alın. Kızartmaları, tuzu ve kırmızıbiberi de ekleyip hepsini harmanlayın.
  5. Mümkün ollduğunca sıcak servis yapın.
  6. Tadına doyamayacağınıza eminim:)