Derin Dondurucuda Sebze Saklamak

 

Şu sebzelerin güzelliğine hayran olmamak mümkün değil. Rabbim ne güzel yaratmış. Bu nimetlerden uzun süreli faydalanmak için bütün kış sebzelerini doğrayıp yıkıyorum. 1 çay bardağı sirkeli tuzlu suda bekletiyorum. Sonra süzüp buzdolabı poşetlerine koyuyorum.

Benim çorbalık olarak kullandığım sebzeler, karnabahar, brokoli, yer elması, pırasa, patates, havuç, soğan, sarımsak, kabak, kırmızı ve yeşil biber, brüksel lahanası ve kereviz.

 

 

Sonra onları derin dondurucuda dondurup istediğim zaman çıkarıp, pratik bir şekilde çorbasını yapıyorum. Yukardaki resim sebzelerin donmuş halleri.

 

 

Bu resimde poşeti açtıktan sonra görünen halleri. Hem lezzetli hem sağlıklı.

Bu çorbalık olayını keşfeden eşime sonsuz teşekkürleri bir borç bilirim:) Bu sayede oğlum sebzelerin hepsinden yemiş oluyor. Normalde bir çocuğa brokoli, karnabahar, brüksel lahanasını zor yediririz ama bu şekilde çorbasını yapıp blendırdan çekiyorum ve oğlum hepsinden yiyor.  Anneler denemekte fayda var ne dersiniz:)?

Sevgiler,
Canan

 

Böğürtlenli Çikolatalı Pasta

 

 

Havaların ısınmasını dört gözle bekleyen ben an itibariyle ne kadar mesudum anlatamam:) Benim tabiatım kışa aykırı. Karı severim sevmesine de yerler çamur oldumu bütün keyfim kaçıveriyor. Yerlerin buz olmasından bahsetmiyorum bile:) Gerçi etrafta var olan bilumum mikropların kırılması ve salgın hastalıkların yok olması için karın ne kadar önemli olduğunu anlıyorum ama napiyim soğuk bana göre değil:(

Neyse şükürler olsun bugün hava açıldı, buzlar çözüldü. Dışarda mis gibi bir hava vardı. Pazar günü arkadaşım Emine’ye kahvaltıya davetliydik. Sağolsun canım arkadaşım çok güzel hazırlanmış. Ama akılsız ben (gerçekten akılsızım) makinamı evde unuttum. Şahane bir sofrayı çekemedim. Emine’cim hamarat bir hatuındur. Eli lezzetlidir, yaptığı böreğin tadı hala damağımda. Malumunuz böreği herkes güzel yapamaz genelde börekler kuru olur bu gruba bende dahilim. Ama onunkiler yumuşacık ve puf puf oluyor. Maşallah arkadaşıma:) Tarifini alır almaz yapıp fotoğraflayacağım.

 

 

 

Bu pastayı da bir akşam yemeği sonrası için yapmıştım. Ama bu sofranın fotoğrafları var:) Sevgili Hatice Abla’nın caaanım sofrasına naçizane katkım diyelim.

Tarif aslında sitede mevcut ancak ben yeniden vereyim. Çünkü kara orman pastasının dışını bu sefer beyaz şantiyle kaplarıp içinede hatırı sayılır miktarda böğürtlen ve çikolata koydum. Yeme de yanında yat kıvamında yani:) Seveceğinizden eminim.

Malzemeler

Keki İçin

  • 3 yumurta
  • 15 gr ovalet
  • 75 gr su
  • 100 gr toz şeker
  • 150 gr un
  • 5 gr kabartma tozu
  • 5 gr vanilya
  • 30 gr kakao

Arası İçin

  • Böğürtlen (dondurulmuş kullandım)
  • Damla çikolata ya da parça çikolata
  • 1 su bardağı ılık şekerli süt (1 su bardağı süte 1 yemek kaşığı şeker koydum) Katları ıslatmak için.

Pastayı sıvamak İçin

  • 2 poşet beyaz krem şanti

Üzerine

  • Rendelenmiş kuvertur çikolata

Yapılışı

  1. Tüm malzemeyi bir kabın içerisinde, mikserin orta devrinde 2 dk daha sonra hızlı devirde 3 dk çırpın.
  2. 18-20 cm çapındaki çembere ya da kelepçeli kalıba dökün. ( Kelepçeli kalıbın tabanını yağlayın.)
  3. 170C fırında 25-30 dk kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin ve pişen keki soğumaya bırakın.

NOT: Pandispanyanızı muhakkak 1 gün evvel pişirin ya da 3-4 saat soğuduktan sonra keke işlem uygulayın.

Kreması İçin ( Cream patisserie )

  • 500 gr süt
  • 200 gr bitter çikolata
  • 4 yumurta sarısı
  • 100 gr şeker
  • 20 gr un
  • 20 gr nişasta ( buğday nişastası)

Yapılışı

  1. Sütü, yumurta sarılarını, şekeri, unu ve nişatayı süte ekleyip çırpma teliyle hiç pütür kalmayana kadar çırpın. Daha sonra bu karışımı ocağın arta hararetli gözünde kaynayana kadar sürekli karıştırın. Tam olarak kaynayınca altını kapatıp soğumaya bırakın. Ara ara karıştırıp kremanın kabuk bağlamasını önleyin.

Pasta’nın Yapılışı

  1. Pişen pandispanyayı 3′e bölün.
  2. İlk katı şekerli sütle ıslatın. Üzerine krema sürüp böğürtlenleri dizin. Çikolata serpin.
  3. 2. katı koyun. Sütle ıslatın ve kremayı sürüp böğürtlenleri dizin. Çikolatayı serpin.
  4. 3. katı da koyun. Kalan şekerli sütü son katı ıslatmak için kullanın. 1 yemek kaşığı ya da 2 yemek kaşığı kadar kremayı pastanın üzerine sürüp ince bir katman olacak şekilde spatulayla yayın. Kenarlarına da kremadan ince bir kat sürün.
  5. Şntiyi üzerindeki tarife göre hazırlayıp pastayı sıvayın. Krema sıkma pompasıyla resimdeki gibi süsleyip üzerine böğürtlen taneleri koyun ve küvertur çikolatayla süsleyin.

NOT: Ben pastayı 1 gece önceden yapıp ertesi güne servis yapıyorum. Bu şekilde lezzeti daha çok ortaya çıkıyor.

Dondurulmuş böğürtlenlerin ilk önce buzlarının çözülmesini bekledim.

Pandispanyalarınızı daha evvelden de söylediğim gibi pişirip streç filme iyice sarıp (hava almayacak şekilde) buzlukta saklayabilirsiniz. 6 ay kadar. Kullanmak istediğiniz zaman dondurucudan çıkarın ve sadece oda sıcaklığında çözülmesini bekleyin.

Tabi en önemli püf noktalarından biri herzaman kalitesine güvendiğiniz ürünler tercih edin. Mesela ben, un, çikolata, şeker ve kabartma tozu için herzaman tercih ettiğim markaların dışına çıkmamaya çalışıyorum. Bu şekilde en leziz ve sağlıklı pastalar sizin ve sevdiklerinizin olacak:)

Makyaj Malzemeleri Pasta

 

5 yaşındaki sevimli bir kız için hazırladığım pasta. Pastadanda göründüğü üzere kızımız azıcık süslü:)

 

 

 

Mutlu yıllar canım…

Pastamız çikolatalı kek, vanilyalı krema+bol miktarda damla çikolatadan oluştu.

Haydarpaşa-Kars Doğu Ekspresi+Doğuya Yolculuk

 

 Bundan tam 1 yıl önce hayatımda ilk defa uzun hatta upuzun bir tren yolculuğu yaptım. İstanbul’dan başlayıp Erzurum Horasan’a  uzanan bir yolculuk. Tam 2 gün sürdü. Muhteşem keyifli, maceraya açık bir yolculuk.

Kardeşim (Beyhan)in tayini Ağrı Doğubayazıt’a çıkınca eşim ben ve oğlum kardeşimi yerleştirmeye Ağrı’ya gittik. Bilenler bilir Doğubayazıt Türkiye’nin doğudaki son noktasıdır. Bu yolculuğu ilk önce uçakla yapmayı düşündük ama sonra eşim Haydarpaşa’dan Kars’a Doğu Ekspresi diye bir tren gidiyormuş. Bunu da bir düşünsek mi deyince hiç tren yolculuğu yapmayan ben büyük bir hevesle evet dedim. Gerçi bu yolculuğa ilk başta kardeşim biraz tereddüt etti ama sonunda o da istedi.

Eşim trende kuşetli vagon ayırttı. Bu şekilde ailelerin yolculuk yapması çok daha rahat. Küçük bir oda şeklinde olan bu vagon sadece size ait oluyor. Koltukları istediğiniz zaman yatak haline getirebiliyorsunuz.  Ayrıca trenin birde restoran kısmı var bu kısım çok temiz olmasa da çayınızı kahvenizi içip atıştırmak için ideal.  Tuvaletlerde fena sayılmazdı ama daha temiz olabilirdi:)

Biz sabah 7:00 da Haydarpaşa’dan trenimize bindik ve uzuuuun yolculuğumuza başladık. Sabah buz gibi olan havaya inat gayet neşeli başladı yolculuğumuz.  Bu arada aylardan Aralık yani kışın merhaba dediği ay:) Tren için evde hazırlıklar yapmıştım. Börekler, poğaçalar, sarmalar ve salatalık malzemeler. Şahane bir kahvaltı yaptık.  Restoranda çaylarımızı içtik. (dışarıdaki manzara eşliğinde yolculuk inanın çok zevkli)

Gece yarısı saat 12:30 – 01:00 civarı Yozgat Yerköy’de olduk. Annemler aslında Çorum’da oturuyorlar ama en yakın tren istasyonu Yerköy’de olduğundan kardeşimle orada buluştuk. Maaile kardeşimi yolcu etmeye gelmişlerdi. Annem, küçük kardeşim Derya, teyzemler, dayımlar,… Hepsiyle kısa bir kucaklaşmanın ardından Beyhan’ı da trene bindirip yolculuğumuza devam ettik. Beraber film izledik, yemek yedik, kahvaltı yaptık. İnanın bu kadar küçük bir odada böyle keyifli vakit geçireceğimi tahmin etmezdim. M. Nafi Yusuf’unda neşesi gayet yerindeydi. Teyzesiyle çok güzel eğlendiler. Gerçi yolculuğumuzun sonlarına doğru Nafi artık o trenden çıkamayacağımızı düşünüyordu ama çıktık Allah’a şükür:)

Yolculuğun en kötü kısmı kaloriferlerin Sivas’tan sonra çalışmamasıydı. Sabaha karşı titreyerek uyandım ve hemen oğlumu kontrol ettim zavallı küçüğüm buz tutmuştu resmen. Eşim yetkili birisiyle görüştü. Bizi yataklı vagona aldılar. O soğuktan sonra yataklı vagon kısmı dünyada kendimizi cennette hissettirdi:) Soğuktan kemiklerin donması böyle birşeymiş. Sıcakta yavaş yavaş çözüldüğümü hissettim:)

Veee ertesi gün akşam bizim için trende son nokta olan Erzurum Horasan’da indik. Ama Doğu Ekspresi Kars’a kadar olan yolculuğuna devam etti. Biz taksiye binip öğretmen evine gittik.  Bir gece orada konakladıktan sonra kahvaltımızı yapıp Ağrı Doğubayazıt otobüsüne bindik. Birkaç saat süren yolculuktan sonra Doğubayazıt’a vardık. Doğu ne de olsa buz gibidir düşüncesi vardı bizde ama Doğubayazıt beklediğimizin aksine iklim olarak Akdeniz iklimine daha yatkınmış.

Doğubayazıt’ta ilk önce bir otele yerleştik. Sonra gidip aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz yemeklerden yedik. Tadı damağımda kalan saç tava müthiş lezzetliydi.

 

3,5 kişi olarak bu saç tavayı 2 dakika gibi bir sürede yedik.  Yazının başındaki salata ise bol nar ekşili ve limonluydu. Tadına bayıldık.

 

Rendelenmiş salatalık ve süzme yoğurttan yapılan cacık. Üzeri kırmızıbiber ve zeytinyağıyla süslenmiş. Yine çok lezzetliydi. Bu arada size benden tavsiye böyle küçük yerlere gittiğinizde muhakkak esnaf lokantalarına gidin. Emin olan en lezzetli yemekleri onlarda yiyeceksiniz:)

 

Bu yumruk büyüklüğündeki köftenin adı abdigör köfte. İlginç bir geçmişi var bu köftenin. Merak edenler verdiğim linke bir göz atmalı. Ben  ve Beyhan çok beğenmedik  ama eşim beğendi. Yörenin en meşhur yemeğiymiş.

 

 

İşte tava kebabı. 10 üzerinden 10 veririm bu yemeğe. Tek kelimeyle MUH-TE-ŞEM-Dİ!

Etli, bulgurlu yaprak sarma, sarımsaklı yoğurtla beraber servis ediliyor. Bu da güzeldi ama çok suluyduuuuu:(

 

Böyle şahane bir yere gidip zaman kısıtlılığından dolayı gezemedik. Aslında gezilecek İshak Paşa Sarayı, Dünyanın en büyük ikinci Meteor Çukuru ve daha bir çok yer vardı. İnşallah başka sefere bol bol gezeriz.  Benden şimdilik bu kadar, hepinizi seviyorum!

 

 

 

29 Ekim Bizim HEPİMİZİN Bayramı!

 

 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun. Bu yıl hüzünlü geçti bu bayram. Yüreğimizi yakan şehit kardeşlerimizin acısı yüreğimizde soğumadan Van’da olan deprem sarstı bizi yeniden. Ama şükür ki biz böyle bir vatanın böyle bir Ata’nın evlatlarıyız. Yılmadık, yıkılmadık, dimdik ayaktayız…

Teröre inat, ırkçılık yapıp bizi birbirimize kırdırmaya çalışan namustan yoksun şahsiyetsizlere inat AYAKTAYIZ!

 

 

 

Sultan Tatlısı

 

Malzemeler;

 Şurup İçin; 

  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 4 su bardagi su
  • 1 tatli kaşığı limon suyu

 Hamur için;

  • 1 yumurta
  • 250 gr tereyağı
  • 1 su bardagi  irmik
  • 1 çay bardagi şeker
  • Yeterince un  (yaklasik 2-2,5 su bardagi)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya

 Bulamak İçin;

  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı haşhaş tohumu

 Üzeri İçin;

1 su bardağı ceviz taneleri

 Yapılışı;

  1. Şurubu hazırlamak için su ve toz şekeri bir tencereye koyup arada karıştırarak kaynatın.
  2. Kaynamaya başladığında limon suyunu ekleyin.
  3. 5 dakika sonra ocaktan alın ve sogumaya bırakın.Yumurta, tereyagı(yumuşak)irmik ,şeker,vanilya kabartma tozu ve unu iyice yoğurun  (unu azar azar ilave ederek yumuşaklığını ayarlayın)
  4. Hamurdan  ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın .Süte batırıp çıkartın ve haşhaşa bulayın. Yağlanmış fırın tepsisi veya borcama sıralayın.
  5. Ceviz tanelerini sute batirip cikartin, hashasli toplarin  uzerlerine bastirarak koyun.
  6.  Önceden ısıtılmış 180 Cº de üzerleri kızarana kadar pişirin.
  7. Fırından çıkartıp 5 dakika bekletin ve soğuk şurubu tatlıya dökün.

 

 

Hepimizin geçmiş Ramazan Bayramı Mübarek olsun. Ne çok şey var biriken, size anlatmak istediğim. İnşallah hepsini teker teker paylaşacağım.

Bu arada tatlının şerbetini döktükten sonra üzerini aliminyum folyoyla kapatırsanız tatlınız daha yumuşak olur.

 

Sevgiler,
Canan

Nisa’nın Ayı Winnie Pastası

Çiğdem Hanım’ın sevgili kızı Nisa için hazırladığım Ayı Winnie pastası. Nisa bu sevimli ayıyı ve arkadaşlarını çok seviyormuş. Kardeşiyle arada problem olmasın diye minik Sude’nin ismide pastaya yazıldı:)

Doğum gününde arılı bir kostüm giyeceği için de pastanın en üstüne Nisa kızımızı oturttuk:)

Doğum gününün konseptine uygun olarak arılı ve uğur böcekli cupcakeler hazırlandı.

Doğum günü tekrar kutlu olsun Nisa’cım.

Sevgiler,

Not: Çiğdem Hanım pastasını Pasta Tasarım sitesinden beğenmiş ve pasta ona benzer şekilde yapılmıştır.

Honey Bana Balparmak

Geçenlerde gelen kargodan çok şirin bir paket çıktı. Bu sevimli balları görünce oğlum benden daha çok sevindi. Çocuklara faydalı şeyleri yedirmek faydasız şeylere göre çok daha zordur. Mesela bal:) Misal; oğlumun bal yeme gibi zevki malesef hiç yoktu. Çok zorlarsam bir çay kaşığı ancak yiyordu. Şimdi Balparmak ın küçük tüplerde çıkardığı bu sevimli ballarla benim küçük yaramazım balı severek yiyor. Yalnız herşeyde olduğu gibi balında azı karar çoğu zarar. Bizimki 1 tüp balı 2 günde yiyor tek farkla zorla değil artık severek:)

Çocuğuma ne kadar bal yedirmeliyim diye düşünüyorsanız;

1 yaşından büyük çocuklar kilo başına hergün ortalama 1 gr. bal tüketmelidir. Örneğin 20 kilo olan bir çocuk günde 20 gr bal tüketmelidir.

Teşekkürler Balparmak. Teşekkürler Aylin.